Müslüman bir ülkede Batı karşıtı ve anti-emperyalist bir devrim, laikliğin de, Aydınlanmanın da teminatıdır. Çünkü anti-emperyalizm devrimin halkla olan bağını koruduğu zemindir. Atatürk’ün ‘öze dönme’ çizgisi de bu bağı süreklileştirmenin önemli bir adımıdır.
Ancak Atatürk’ten sonra iktidara gelen yeni Osmanlici Tanzimatçılar, Atatürkçülüğü bir şekilciliğe indirgeyerek onun halkla bağını koparmaya başladılar. O güne kadar halkçı bir çizgide ilerleyen Atatürk’ün büyük Aydınlanma devrimi, o tarihten sonra üstyapıdaki bir Batılılaşma çabasına dönüştürülerek Atatürk’le halkın bağı koparılmaya başlandı.
Bugün şeriatçıların ‘halkın dinine sahip çıkması’ diye adlandırdığı Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi de ve sonrasındaki tüm karşı-devrimci gerici hareketler de bu Batıcı yönelimden güç kazandılar. Oysa Atatürk döneminde tüm müslüman halk, Batıcılık olmayan laiklik ve devrim uygulamalarını sonuna kadar destekliyordu.
İşte ilerici saflara sokulan Batıcılık, ilerici ve Atatürkçü hareketi Batıcı olarak lanse ederek, sadece ülkede değil tüm müslüman coğrafyasında Türkiye’nin bir Batı ajanı olarak görülmesine yol açmıştır. Zaten aynı dönemde başlayan NATO üyeliği ile birlikte bu ajanlık somutlaşmış oluyordu.
İlerici hareketler Batıcı olarak sunuldukça halk gericiliğin pençesine düştü. Buna ilericilerin tavrı Batı ile daha fazla bütünleşmek oldukça halkla ilerici güçlerin arası daha da açılarak Atatürkçü devrimci ittifak parçalandı.
Atatürkçüleri Halktan Koparma ÇabasıAtatürkçülüğün yeniden canlanışında laiklik ön plana çıktı. 28 Şubat öncesi karanlık dönemde Türk halkı laikliğin elden gittiğini ve Türkiye’nin Ortaçağ karanlığına sürüklenmek istendiğini gördüğü için buna dur dedi.
Milyonların Anıtkabir’e aktığı, 29 Ekim’de meydanları doldurduğu dönemde bir slogan öne çıkıyordu: Türkiye laiktir laik kalacak. Bu, Türk halkının Atatürk devrimlerine ne kadar bağlı olduğunun en önemli göstergesiydi.
Ancak Atatürkçü saflarda, Atatürkçülüğü laiklikle sınırlama ve daha öteye gitmesini engellemek için bir hareketlenme başladı. Bu Batıcı oyunun iki amacı vardı, birincisi; Atatürkçülükle müslüman yurttaşları karşı karşıya getirerek onların Atatürk’e karşı çıkmasını sağlamak, ikincisi; Atatürkçülüğü tutarlı bir şekilde yorumlayarak onu anti-emperyalist özüyle kavrayacaklara engel olmak.
Medya bu konuda büyük rol oynadı. Atatürkçülerin şeriata karşı olan hareketlerini destekleyen Amerikancı medya, Atatürkçüler bağımsızlıktan, anti-emperyalizmden bahsetmeye başladığında ekranlarını Atatürkçülere kapatıverdi.
Atatürkçü gençlerin slogancılıkla suçlanmasının nedeni, gençlerin Atatürk’ün anti-emperyalist, yurtsever mesajlarını halka iletme çabasıydı. Egemenler, laik Atatürk’ü pek severlerdi ama anti-emperyalist, devrimci Atatürk hoşlarına gitmezdi! Atatürkçüler laiklik derken bu slogan olmazdı ama anti-emperyalizm derken bu slogan olurdu!
Amerikancı Medyanın Ordu’ya SansürüEgemenlerin bu tavrı sadece Atatürkçü gençlere değildi. 28 Şubat’ta Ordu’yu alkışlayan ve ‘laikliği kurtardı’ diye sevinen medya, Ordu, Avrupa Birliği, tahkim, küreselleşme gibi konularda çekincelerini açıkladıkça, bunları saklama yolunu seçti. Ordu komutanlarının laiklik mesajları manşet olurken yurtsever mesajları yok sayıldı.
Atatürkçülerle halkı karşı karşıya getirmeye çalışan Batıcı tezgah Ordu’ya da kuruldu. Ordu, müslümanlığı engelleyen bir kurummuş gibi gösterilmek istendi. Oysa Ordu’nun laikliğe sahip çıkması ve bu yolda şeriatçı gelişmelere engel olması da, Batı’nın Türkiye’ye yönelik emperyalist tehditlerine karşı tavrı da aynı noktadan hareket ediyordu. Bu halkçı ve gerçek Atatürkçü bir anlayışın yeniden ortaya çıkmasıydı.
Bu gerçek Atatürkçülük, tüm Türk halkını, genciyle, aydınıyla, ordusuyla biraraya getiren bir işlev görüyordu. Buna engel olunması gerekmekteydi. Batıcı basın da bunun en önemli aracıydı.
Amerikalıyla Canı Yanan MedyaBu çabanın son örneği ABD’ye yönelik saldırı ile ortaya çıktı. Türk basınının Taliban’ı keşfetmesi o gün oldu. Oysa o güne kadar kendi ülkemizde Taliban yanlıları Cuma gösterileri, başörtüsü gösterileri organize ederlerken Türk basını demokrasi konusunda Ordu’yu uyarmakla meşguldü! Şeriatçı partinin kapatılmaması için avazı çıktığı kadar bağıran Türk medyası Afganistan’daki Taliban rejimi ile nasıl da irkiliyordu!
Geen opmerkingen:
Een reactie posten